Ilişki problemleri yardım

İlişki problemleri sıklıkla cinsel problemlere yol açabilir veya bunun tersi olabilir. ... Gerekli ise, profesyonel yardım da alabilirsiniz. Bir ilişki problemini çözmek zaman alır. Eğer uzun süre üzerinde çalıştıktan sonra bu problemlerin üstesinden gelemezseniz, ... Bir grup seansı çalışması yaptığım sırada bu gruba katılan erkeklerin çoğu evliliklerinin idare eder durumda olduğunu söyledi. Tamamı 10-12 yıllık evli erkeklerden oluşan bu grupta sağımda kalan erkekler eşlerine sadık erkekler, solumda kalanlar ise hayatlarına belli aralıklarla farklı kişileri alan erkeklerden oluşuyor.Bu grup erkekleri özellikle de ilişki ... “Çiftler konuşmuyor, cinsel sorunlar ve ilişki problemleri artıyor” ... Stresinizi yönetin, yoga ve meditasyon gibi gevşeme tekniklerinden yardım alın. Gerekirse bir uzmana başvurun. problemleri arasındaki ilişki yi incelen diği nden nicel araştırm a desenlerinden tarama modeli kullanılm ıştır. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi ISSN:1302- 8944 yardım almak, değişmeye çalışmak); bağlılık ... Çalışmada, ilişki problemleri karşısında gösterilen . yokmuş gibi davranma, konuşma ve çıkış tepkilerinin . İlişki problemleri (bozuklukları), iki veya daha fazla kişi ve aralarında bozulmuş bir birliktelik gerekliliği anlatırken klasik psikopatoloji (ruh hastalıkları bilimi) ilişki bozukluğunu bireysel düzeyde tanımlar. ... Kendi kendine yardım grupları ile kullanıcının problemle yüzleşmesi sağlanmalıdır. 7. Ana konularda uyuşma Orbuch, hobiler, ilgi alanları gibi bazı konularda her zaman uyuşulamadığını belirtiyor. Çiftlerin çocuklar, inançlar, yaşam tarzı gibi önemli noktalarda ... İlişki uzmanları ilişkinizi anlamak, sorunları çözmek ve güçlendirmek için ortaya şu iki öneriyi koyuyor: ... Ona karşı anlayışlı olun ve aramasına yardım ederek, yalnız olmadığını hissettirin. Bulmanıza gerek yok, onunla aramanız bile yeterli. İlişki problemleri, sıklıkla cinsel problemlere yol açabilir veya bunun tersi olabilir. ... Gerekli ise, profesyonel yardım da alabilirsiniz. Bir ilişki problemini çözmek zaman alır. Uzun süre denedikten sonra sorunları çözemiyorsanız, ayrılmaya veya eğer siz evliyseniz boşanmayakarar verebilirsiniz.

Obez bireylerin koronavirüse yakalanma riski 7 kat daha fazla

2020.10.13 18:23 Weird-Preference5375 Obez bireylerin koronavirüse yakalanma riski 7 kat daha fazla

Uzman Diyetisyen Anıl Çiğdem Uygur, obez bireylerin koronavirüse yakalanma riskinin onerigo.com 7 kat daha fazla olduğunu ifade ederek, “Hastalığa yakalanma oranları gibi, entübasyon oranları da yüksektir ve obezler yoğun bakımda daha uzun süre kalmaktadır. Obez bireylerin başka sağlık problemleri de olduğu için bu kişilerde koronavirüs daha ağır bir tablo ile seyretmektedir” dedi.

  1. https://akustiksahneistanbul.com/
  2. https://www.metronomusic.com/
  3. https://onerigo.com/
  4. https://sargibezifabrikasi.com/
  5. http://www.kemence.com.t
  6. https://ucakkargo.co/
  7. https://www.arabacekme.com/
Uzman Diyetisyen Anıl Çiğdem Uygur, sosyal izolasyon döneminde çoğu ailede düzenli yemek, sofra kurma, mutfakta geçirilen sürenin artması gibi nedenlerle kilo artışının kaçınılmaz olduğunu söyledi. İzolasyon döneminde yaşanan stresin, uyku düzensizliklerine yol açtığını kaydeden Uygur, hareketsizliğin obeziteye neden olduğunu belirtti.
Okulların kapalı kaldığı süre boyunca çocuk ve ergenlerin fiziksel aktivite düzeylerinin düştüğünü anlatan Uygur, "Televizyon ve bilgisayar oyunları, hareketsizliğe ve uyku düzensizliklerine sebep olmakta, şekerle tatlandırılmış içecek tüketimini artırmaktadır. Obez çocukların A, E ve C vitamininden zengin olan sebze ve meyve tüketimleri düşüktür. Bu vitaminlerin yetersiz alınması, bağışıklık yanıtını düşürmektedir. Obezite ve obezite ile ilişkili hastalıkların Covid-19 için risk oluşturuyor. Mart ayından bu yana, obezite ve Covid-19 arasındaki ilişki biliniyor. Beden Kitle İndeksi (BKİ) 35'in üzerinde olan bireyler ile 25'in altında olan bireylerin karşılaştırıldığı bir çalışmada, obez bireylerin koronavirüse yakalanma riskinin 7 kat daha fazla olduğu bulunmuştur. Hastalığa yakalanma oranları gibi, entübasyon oranları da yüksektir ve obezler yoğun bakımda daha uzun süre kalmaktadır. Obez bireylerin başka sağlık problemleri de olduğu için, bu kişilerde koronavirüs daha ağır bir tablo ile seyretmektedir." şeklinde konuştu.
📷
ALIŞVERİŞLERİ HAFTALIK YA DA AYLIK PLANLAYIN'
Uzman diyetisyen Anıl Çiğdem Uygur, pandemi sürecinde alışverişlerin haftalık veya aylık olarak planlanması gerektiğini belirterek, şunları söyledi:
"Yüksek yağ ve rafine karbonhidrat tüketimini azaltın, sebze ve meyve tüketimini artırın, şekerle tatlandırılmış içecek, işlenmiş et, hazır besin, fast food ve şeker alımını sınırlandırın. Yetersiz beslenme veya obezite hastalığınız varsa bilinçsizce ilaç, takviye kullanmak ya da sağlıksız diyet yapmak yerine yeterli ve dengeli beslenin; gerekirse profesyonel yardım talebinde bulunmaktan çekinmeyin."
submitted by Weird-Preference5375 to u/Weird-Preference5375 [link] [comments]


2020.10.07 20:10 Doctor37141 Faşizm ve Monarşi Türleri Üzerine

Faşizm ve monarşinin değişik türleri vardır bunlar dünyanın çeşitli dönemlerinde çıkmış ve uygulanmış yönetim biçimleridir.
-MONARŞİ-
Monarşi kendi içinde kabaca ikiye ayrılır elbette bu dallar içeri doğru açılırlar fakat kabaca 2 dalı vardır
•Antik Monarşi
Tüm toplumlar, tarihlerinin şu veya bu evresinde monarşiyi yaşamış ve ona kutsal bir nitelik vermiştir. Her eylemin bir ayin görünümüne büründüğü kalıcı bir dini ortam içinde yaşanılan bir dünyada, kral, ancak tanrının (İbranilerde) veya tanrıların seçtiği bir kişi, hatta mısır firavunları gibi tanrının kendisi de olabilirdi. Monarşilerin bu ağırlıklı dini niteliği bu yönetim biçiminin ortadan kalkmasından sonra bile varlığını korudu: Mesela, Atina'da demokratik dönem içinde, yargıç kral, sitenin tüm dini hayatını denetimi altında tutuyordu. Tanrılar ve insanlar arasında aracılık görevini üstlenen hükümdar, kendisini destekleyenlerin ve iktidarını kabul ettirmek için gerekli olan kişilerin gücünün, kendi iktidarını sınırladığını görüyordu. Mısır'da kral, defalarca rahiplerin engellemesiyle karşılaştı ve onlarla uzlaşmak zorunda kaldı; yine mikenai dönemi Yunanistan'ında krallık gücü, ayrıntılı ve bürokratik bir saray yönetimine dayanıyordu. Kral, aynı zamanda ordunun başıydı ve savaşlarda kendine eşlik eden savaşçılar sınıfını göz önünde bulundurmak zorundaydı. Monarşilerin en mutlak nitelik kazandığı ve en uzun süre varlığını koruduğu bölgeler, tarımın sulamaya dayandığı ve karmaşık bir örgütlenme gerektirdiğiyerlerdi (NilVadisi ve mezopotamya deltası). Atina, Sparta veya Roma gibi başka yerlerde, oligarşi kısa süre içinde kralın yetkisi yerine kendi yetkisini kabul ettirdi. Bununla birlikte, İskender'in fethi sonucunda, Yunanistan'da doğu monarşilerinin kutsal niteliğinden geniş ölçüde esinlenen bir monarşi türü ortaya çıktı.
•Modern Monarşi
Kıta Avrupası'nda monarşi, Fransız İhtilali'ne kadar sürmüştür. 1789 Fransız İhtilalinden günümüze kadar olan süreçte modern devlet anlayışının ikinci aşaması yaşanmıştır. Bu aşamada egemenlik topluma verilmiştir. Egemenliğin yetkilerinin sınırlı olarak kullanılması gerektiğinin düşünülmesi gibi gelişmelerin yaşanmasının ardından, mutlak egemenlikten farklı olarak sınırlı bir egemenlik ortaya çıkmıştır. Egemenliğin sınırlandırıldığı dönemin siyasal iktidar tipi ulus devlet olmuştur. Rönesans'ın etkisiyle 16. yy başlarından itibaren toplumların sosyal, ekonomik ve kültürel ölçüleri değişikliğe uğramaya başlamıştır. Bu dönemde kent uygarlığının gelişmesi ve açık ekonomi düzenine geçilmesiyle sermaye, ulusal alanda ağırlığını daha fazla duyurmuştu. Burjuvazi sınıfı, niteliğini değiştirme ve üretken bir sınıf olma yolunda ilerlemekteydi. Ticarete ve el sanatlarına dayalı sermaye, giderek artış göstermekteydi. Ticaret burjuvazisinin korunması gerektiğini düşünen dönemin kralları, ticareti içte ve dışta korumaya yönelik önlemler alma yoluna girdiler. Ekonomiye egemen olan burjuvazi sınıfı, tüm yetkilerin kralda toplanmasıyla kazancını her bakımdan garantiye alabilecekleri düşüncesini taşımaktaydılar. Ayrıca kilise de kralın yönetimine girdi ve yönetimdeki ağırlığı ciddi oranda bir kayba uğramış oldu. Burada krallığın burjuvazi sınıfıyla kolaylıkla uyuşmasının bir nedeni de soylularla olan ve kökleri tarihte çok eskilere dayanan bir anlaşmazlık içinde oluşlarıdır. Krallar ve soylular tüm tarih boyunca birbirlerinin yetkilerini sınırlandırmak için uğraş vermişlerdir. Bu iki taraf arasındaki çatışmanın bir örneği de Magna Carta olarak gösterilebilir. "Özgürlük" terimi burjuvazi sınıfının temel statüsü haline gelecektir. Yeni dönem hukuku, genellik ve kesinlik karakterine sahip "modern" bir hukuk olacaktır. Niccolò Machiavelli'ye göre; ahlakın kökenini toplum oluşturmaktadır. İnsanı evrensel bencil olarak tanımlamaktadır. Prensi ahlak dışı tutar ve toplumda düzeni sağlayacağına inanır. Ahlakın temel ilkesinin sevgi olduğu görüşündedir. Din, birleştirici olmalıdır. Bunun için de din, devlete bağlı durumda olmalıdır. Machiavelli, bu şekilde laikliği gerçekleştirmiş olur. Jean Bodin ise, vicdan özgürlüğünü savunur. Machiavelli ile ortak yönleri; dinsel hoşgörüyü ülkenin düzeni için bir araç olarak görüyor oluşudur. Bodin'e göre kral, Tanrının vekili konumundadır ve gücünü ondan alır. Farklı dinlerde insanların birbirlerine hoşgörüyle yaklaşımında din birliğinin sağlanabileceği görüşündedir. Thomas Hobbes da Machiavelli gibi kiliseyi devlete bağımlı kılar. Aslında hepsinin amacı; barış ve birliğin korunmasıdır. Fakat bu amaca, Bodin hoşgörüyle ulaşmayı amaçlarken Machiavelli ve Hobbes toplumu güderek ve zor kullanılarak bu ulaşmayı amaçlar. Üç düşünürün de benimseyip savunduğu yönetim biçimi mutlak egemenliktir. Üçü de görüşlerinde objektif ve tarihsel bir metot kullanmıştır.
Günümüzde monarşi ile yönetilen ülkelere:
▪︎Birleşik Krallık ▪︎Norveç ▪︎İsveç ▪︎Hollanda ▪︎Belçika ▪︎İspanya ▪︎Fas ▪︎Suudi Arabistan Krallığı ▪︎Omman Krallığı ▪︎Japonya Gibi ülkeker örnek gösterilebilir
-FAŞİZM-
Faşizm, ilk olarak İtalya'da Benito Mussolini tarafından oluşturulan, otoriter devlet üzerine kurulu bir radikal milliyetçi siyasi ideolojidir. İlkeleri ve öğretileri La dottrina del fascismo adı altında Giovanni Gentile tarafından yazılmıştır. Benito Mussolini'nin kurucusu olduğu Ulusal Faşist Parti'nin İtalya'da iktidara gelmesinin ardından, birçok milliyetçi ideolojiye örnek oldu. Benito Mussolini'nin sistemini örnek alarak doğan nasyonal sosyalizm ve falanjizm gibi akımlarla beraber faşizm iyice güçlenen bir ideoloji olmuştur.
İtalya'da kurulan ideolojinin orijinal versiyonu için İtalyan faşizmi sayfasına bakınız.
Milliyetçi işçi hareketlerinden ilham alan ilk faşist hareketler, İtalya'da I. Dünya Savaşı sıralarında; sol fikirleri, sağcı ve milliyetçi unsurlarla birleştirerek; komünizme, marksist sosyalizme, liberalizme, demokrasiye ve geleneksel sağcı muhafazakârlığa karşı olarak ortaya çıkmıştır. Faşizm, geleneksel siyasal yelpazede genelde aşırı sağa konulsa da, siyaset bilimciler tarafından bu tanımın yeterli olmadığı tartışılmıştır. Faşistler kendi uluslarını, ulusal camianın kitlesel seferberliğini teşvik eden totaliter bir devlet yoluyla bütünleştirmeyi amaçlarlar ve faşist ideolojiye uygun ilkelerle birlikte ulusu örgütlemeyi hedefleyen devrimci siyasal harekete önayak olan bir öncü partiye sahip olmayla nitelenirler. Liberalizme, demokrasiye, marksist sosyalizme ve komünizme muhalif faşist hareketler; devlete ihtiram, güçlü bir lidere bağlılık ve aşırı milliyetçilik ile militarizme verilen önem gibi ortak özelliklere sahiptir. Faşizm, siyasal şiddeti, savaşı ve emperyalizmi; ulusal ihyaya ulaşmak için bir araç olarak görür ve güçlü ulusların, daha güçsüz ulusların yerine geçerek topraklarını genişletmeye hakkı olduğunu ileri sürer. Faşizmi bir dünya görüşü olarak benimseyen İtalyan lider Benito Mussolini'nin 1922'de İtalya'da iktidara gelmesinin ardından, onun iktidarı döneminde, İtalya'da resmi ideoloji olarak yürütülmüştür. Kısa süre içerisinde genel anlamıyla baskıcı, otoriter rejim anlayışını betimler bir nitelemeye dönüşmüş ve nasyonal sosyalizm başta olmak üzere, anti-demokratik ve otoriter ideoloji ve yönetim sistemlerinin tamamına halk tarafından verilen genel bir isim halini almıştır. Kavramın kökeni Antik Roma yöneticilerinin geniş hükûmet yetkisini sembolize eden, ucunda balta bulunan bir çubuk demetinin adı olan Latince fasces sözcüğünden ileri gelir. Aynı simge daha sonraları Fransız Devrimi sırasında Aydınlanma anlamında, halkın elindeki devlet gücünü temsil etmek üzere kullanılmıştır. Söz konusu sembol birtakım değişikliklerle 1926 yılından itibaren İtalya'nın resmi devlet sembolü olmuştur. Sembolün üçlü anlamı, yani devlet gücü, halk mülkiyeti ve birliktelik Mussolini'nin propagandasında kullanılmıştır. Faşizm, baskıcı rejimleri tanımlamak için kullanılan genel bir terim olmadan önce, asıl olarak İtalyan milliyetçiliğini temsil eden bir ideoloji olarak ortaya atılmıştır. Ancak kendisiyle eş zamanlı olarak ortaya çıkan nasyonal sosyalizm ve falanjizm gibi akımlar da amaç ve uygulamalar bakımından bir İtalyan ideolojisi olan faşizme yakın oldukları için faşizme bağlı siyasî hareketler olarak tanınmışlardır. Aşırı milliyetçi ve anti-komünist bir hareketin İtalya dışında "faşist" olarak nitelenmesinin ilk örneği Avusturya'da görülmüştür. Avusturyalı anti-komünist aşırı milliyetçilerin ideolojisi Avusturya faşizmi (Austrofaschismus) olarak isimlendirilmiştir. Aynı zamanda, Almanya'da komünistler, nasyonal sosyalistleri kendi propagandaları gereğince "faşistler" (die Faschisten) olarak isimlendirmişlerdi. Bir rejimin faşist olarak nitelendirilebilmesi için, o rejimin ideolojisinin milliyetçi olması ve milletin varlık ve çıkarlarını her şeyin üstünde tutması gereklidir. Bu yönüyle halkçılığı da içermeli ve sadece zenginlerin veya işçilerin değil, milletin bütün fertlerinin refahını sağlamayı hedeflemelidir. Bu hedefe ulaşmak için ise ekonomi üzerinde sıkı bir devlet kontrolü uygulamak, işçi ücretlerinin yeterli olmasını sağlamak, keyfi işten çıkarmaları önlemek, hayat pahalılığının önüne geçmek için fiyat kontrolü uygulamak gibi önlemler uygulamak faşizmin politikalarındandır. Faşizm, sınıflar arasındaki çelişkileri ortadan kaldırmayı öngörür. Bu yönde devlet eliyle korporatif sendikalar kurulur ve işçi ile işveren arasında anlaşma sağlanır. Toplumdaki yoksul ve orta sınıfın ihtiyaçları devlet tarafından karşılanır; örneğin Almanya'da çıkan toprak yasasıyla köylülerin topraklarının ipotek yoluyla ellerinden alınmasının önüne geçilmiş ve fırsatçı sermayenin köylüyü sömürmesi engellenmiştir. Faşizmin amacı bir toplumu birlik-beraberlik, ulusal değerler, tarih bilinci, vatan-bayrak-devlet üçlemesi, halkçılık ve devletçilik gibi anlayışların altında bütünleştirmektir. Saldırgan milliyetçi olmakla birlikte -özellikle de nasyonal sosyalizmde- ırkçı boyutlara varabilmektedir. Milliyetçi veya ırkçı fikirlerin benimsenmesi ülkelere göre değişmektedir; örneğin İtalyan faşizminde "İtalyan vatandaşlığı" kavramı ön plandayken, Alman nasyonal sosyalizminde ise "Alman kanı taşıma" düşüncesi ön plandadır. Mussolini'nin doktrininde vatandaşlık kavramı vurgulanırken, Hitler'in doktrininde ise kan bağı vurgulanmaktadır. İtalyan faşizmi milliyetçidir, Alman nasyonal sosyalizmi ise ırkçıdır. Faşist yönetimlerin başa geçmesi Almanya'da demokrasiyle, İtalya'da hükümdarı tehdit etmekle (Roma'ya Yürüyüş), İspanya'da ise iç savaşın kazanılmasıyla gerçekleşmiştir. Tarihe baskıcı rejimler olarak geçen bu yönetimler, o yıllarda mevcut oldukları ülke halkının çoğu tarafından, özellikle de Almanya'da desteklenmişlerdir. 1922'de Benito Mussolini İtalya Kralı tarafından başbakan olarak atanmış, 1924 seçimleri sonucunda ise % 61.3 oy alarak Faşist Parti'nin iktidarda kalması kesinleşmiştir. Adolf Hitler Ocak 1933'te Almanya Cumhurbaşkanı tarafından şansölye (başbakan) olarak görevlendirilmiş, Mart 1933'te yapılan seçimlerin sonucunda Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi % 43.9 oy alarak iktidarda kalmıştır. II. Dünya Savaşı'nın sonunda -İspanya'daki hariç- faşist yönetimler devrilmiştir.
•Faşizm'in Özellikleri
İdeoloji ve amaçlar
Faşizmde toplumsal yaşamın tüm alanlarını kapsayan bir tek ideoloji bağlayıcı olarak ilan edilir. Gerek devlet gerekse de iktidarın dünya görüşüne göre ve lider ilkesine göre örgütlenir ve belirlenir. Basın ve yayın kuruluşlarının mevcut ideolojiye göre yayınlar yapması zorlanır. Hakim görüşe zıt düşünceler ve muhalif seslerin çıkması çeşitli baskı unsurlarıyla önlenir. Aykırı yayın yapanlar sansürlenir, kapatılır veya başka türlü yollarla engellenmeye çalışılır. Böylece hakim düşüncenin karşısına farklı düşüncelerin çıkmasının önüne geçilmiş olunur ve tek tip düşünce, toplumda baskın hale getirilir. Faşizmin boyutu, bu koşulların ne kadarının somut olarak uygulamaya geçirildiğiyle doğru orantılıdır.
Lider ilkesi: Bu ilkeye göre toplumsal yaşamın tüm alanlarını kapsayan bir tek ideoloji bağlayıcı olarak ilan edilir. Gerek devlet gerekse de yönetim dünya görüşüne göre ve lider ilkesine göre örgütlenir ve belirlenir. Aynı şekilde işletmelerde de patron ve işçi arasında işletme yöneticisinin iktidarına dayalı bir ilişki kabul edilir.
Milliyetçilik ve vatanseverlik: 19. yüzyıl boyunca yükselen milliyetçilik 20. yüzyılda çeşitli ve aşırı boyutlara varmıştı. Faşizmde milliyetçilik en ön plandadır ve temel ideolojidir. Vatanseverlik ve millî değerler her fırsatta vurgulanmaktadır.
Antisemitizm ve ırkçılık: İtalyan faşizminin özünde ırkçılık yoktur, milliyetçilik ve vatanseverlik vardır. Fakat Alman nasyonal sosyalizminde ise katı bir ırkçılık mevcuttur.
Popülizm, anti-komünizm ve anti-liberalizm: İtalyan faşizmi ve nasyonal sosyalizmde popülizm ön plandadır. Liberalizm tümüyle veya zararlı yönleriyle reddedilir. Korporatif ekonomi uygulamaya konur. Komünizm, faşizmin düşman ideolojisi kabul edilir. Bunun nedeni komünizmin faşizme ideolojik olarak ters düşmesidir.
Hukukun işlevselleştirilmesi.
Rejim karşıtlarının ve aşağı görülen halk gruplarının idam edilmeleri ve/veya öldürülmelerinin haklı görülmesi ve bir devlet politikası olarak yürütülmesi.
Bir ulusa, kültüre ya da “ırka” üye insanların toplumun geri kalanı üzerinde üstün oldukları iddiası. Bu yaklaşım aynı zamanda lider ilkesinde de ifadesini bulur. Belli bir kişi diğer herkesten ve topluluktan daha isabetli kararları alabilir durumdadır.
Otoriter iktidar biçimleri ve sıklıkla totaliter bir sistem. Totalitarizm Alman ve İtalyan faşizmlerinde ön plandayken, Avusturya faşizmi ve falanjizmde vurgulu değildir.
Sosyal Darwinizm: Daha çok nasyonal sosyalizmde görülür. En iyinin ayıklanması ve egemenliğine dayalı toplum anlayışı. Yani ari ırk, başka bir deyişle üstün ırk kavramının devlet yapısında ve toplumsal yapıda etkili olmasıdır.
Karşıtlar
Komünizm: Özellikle Sovyet Devrimi ve komünizmin Avrupa’ya yayılacağı korkusu faşist liderler tarafından sıklıkla liberal ve muhafazakâr gruplarla ittifak kurmak üzere dile getirilmiştir.
Liberalizm: Batılı ülkelerin sistemi liberalizm bir tehdit olarak algılanmıştır. Liberalizmin bireysel özgürlük anlayışı, faşizmin görüşü ile taban tabana zıttır. Faşizm bireylerin tamamen devlete bağlı ve devletin kontrolü altında olmasından yanadır. Ayrıca liberalizmin ortaya attığı kapitalizmi modeli reddedilir, ve kapitalizmin ortadan kaldırılmadığı orta yol korporatizm desteklenir.
Demokrasi: Demokrasi; çoğulculuk düşünceleri ile, devlet, ekonomi ve özel mülkiyet arasındaki ayrımda faşizmi önemli bir düşman olarak görür.
Muhafazakârlık: Faşist hareketler sıklıkla muhafazakâr özellikler taşısalar da kendilerini devrimci olarak gören faşistler muhafazakârlarda laik vitalizmin ve “yeni insan” düşüncesinin düşmanlarını görürler.
Şekilsel ve örgütsel özellikler
Devlet içinde ve yanında başka bir devlet olan silahlı gizli servisin merkezi önemi. Kendi taraftarlarının gözetim altında tutulması.
Militarizm: Ekonomik hayat da dâhil olmak üzere toplumsal hayatın militarize edilmesi. Militer kitle yürüyüşleri ve büyük gösteriler faşizmin en önemli görünüşleridir.
Bilimlerin taraflılık yasasının egemenliği altına alınması.
Kitle seferberliği, parti propagandası yoluyla toplumsal alanın ve kitle iletişim araçlarının tekelleşmesi çabası.
Toplumun sürekli kışkırtılması, devrimci ilan edilen konular lehine zorunlu coşkunluk.
Kolektivizm: Halkın kitle olarak anlaşılması. Mussolini’nin stato totalitario kavramından beri faşist anlayış özel yaşama kadar toplumsal hayatın her alanında hak iddia eder. Aile, çocuklarla halk birliğine katkı yapacak olan davadaşlık birliği olarak düşünülür.
Pasifizmin aşağılanması. Bunun yerine hareket adı altında militarizmin ve savaşın yüceltilmesi.
Politik karşıtın ortadan kaldırılması eğilimi. Faşizme göre karşıt düşmandır ve bir an önce yok edilmelidir. Bu söylem esas olarak kitlelerin faşist yönetime örgütlenmesi amacıyla kullanılır.
Parti milisleri. Paramiliter çeteler.
Estetikleştirme ve mistikleştirme. Özellikle ulusun kendi tarihine yönelik mistikleştirilmiş bir algı.
Yiğitliğe, kahramanlığa ve savaşçılığa vurgu. Ataerkil yapıların yüceltilmesi.
Gençliğin vurgulanması. Gençliğin dinamizminin savaş taraftarlığıyla ilişkilendirilmesi.
Kimi ülkelerde bir yandan monarşi ve ruhban sınıf önderliğine yönelik vurgu, ama diğer yandan dini unsurların yerini alan ilerleme ve teknoloji inancı.
Bu özellikler bazen milliyetçilik, militarizm ve şovenizmden oluşan "Üç Sütun Modeli" ile özetlenir. Ancak bu bir yandan da faşist ideolojilerin başka temel özelliklerinin göz ardı edilmesine yol açan bir indirgeme olarak eleştirilir. Faşist hareketler yaklaşık olarak bütün Avrupa ülkelerinde ve birçok Latin Amerika ülkesinde bulunur. İspanya İç Savaşı’nda (1936-1939) Francisco Franco yönetimindeki falanjlar İtalya ve Almanya desteği sonucu iktidara gelmişler ve 1975’e kadar iktidarlarını devam ettirmişlerdir. Portekiz'de António de Oliveira Salazar Estado Novo ile faşist bir rejim kurmuştur. Avusturya’da Almanya’yla birleşmeye karşı çıkan Avusturya faşizmi rejimi kurulmuştur. II. Dünya Savaşı sırasında Almanya Hırvatistan’daki Almanya Rejimi gibi birçok faşist harekete yardım etmiştir.
Ekonomi
Hem liberalizmi hem de komünizmi reddeden bir doktrin olan faşizmin ekonomi politikası korporatizm isimli sistemdir. Korporatizm, toplumu organizmacı bir gözle görmenin bir sonucu olarak her kesimin tüm faaliyetlerinin amacını dayanışma ve ortak çıkara indirgeyen politik bir yaklaşımdır. Tahmin edileceği gibi burada farklı kesimlerin farklılıkları ancak ortak çıkar ya da devletin faydası ekseninde okunduğu müddetçe yaşayabilir. En tipik örneği Mussolini dönemi İtalya uygulamasıdır. Korporatif ekonomi ile İtalya'daki işsizlik azalmış ve millî gelir yükselmiştir. İşçi ile işveren, emek ile sermaye gibi arasında sorunların bulunduğu ekonomik tarafların ve toplumsal sınıfların arasındaki problemleri faşist devlet uzlaşma yoluyla çözmeye çalışır. Örneğin İtalya'da devlet tarafından kurulan ve Faşist Parti'ye bağlı olan sendikalar yoluyla İtalyan emekçilerinin hakları savunulmuş ve sermayenin işçi sınıfını ezmesinin önüne geçilmiştir. Sermaye sahiplerinin toprak ağalığı yapması yasaklanarak her şey devlet gözetiminde tutulmuş, ülkenin emekçi sınıfı olan işçilerle sermayeyi elinde bulunduran işverenlerin dayanışma içinde bulunması sağlanmıştır. Faşist sistemde devlet her şeyden üstün olduğu için sermayeyi elinde bulunduran zengin iş adamları Faşist Parti mensuplarına söz geçiremiyor, böylelikle sermaye devletin oluyor; bu sermaye de halkın çıkarına kullanılıyordu. Faşist sistemin korporatist ekonomi politikaları sayesinde İtalyan halkı refaha kavuşmuş ve sınıflar arasındaki sorunlar ortadan kalkmıştır. Çünkü faşist yönetim belli bir sınıfı değil, tüm ülkenin çıkarlarını düşünen politikalar uyguluyordu. Faşizmin ekonomi politikası daha çok orta sınıf tarafından desteklenmiştir. 1933'ten itibaren Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi'nin (NSDAP) idaresinde bulunmuş olan Almanya'da da İtalya'dakine benzer devletçi uygulamalar yürürlüğe konulmuştur. Tek parti olan NSDAP'ye bağlı sendikalar kurularak Alman emekçisinin hakları savunulmuştur. En büyük sendika kuruluşu Alman Emek Cephesi idi. Nasyonal sosyalistler, zengin Yahudi iş adamlarına karşı tavır alarak hem Alman emekçilerini korumaya çalışmış, hem de Alman sermaye sahiplerini Yahudilere karşı güçlü kılmak için çabalamıştır. Yahudilerin tüm haklarının alındığı Nürnberg Yasaları'nın çıkmasıyla birlikte Yahudi iş adamlarının şirketlerine devlet tarafından el konulmuştur. Yahudiler her türlü meslekten alıkonularak yerlerine işsiz Almanlar getirilmiş ve işsizlik hızla azalmaya başlamıştır. Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi iktidara gelmeden önce % 15'i bulan işsizlik Hitler'in iktidar döneminde % 0'a kadar inmiştir.
Kaynakça:
-https://www.google.com/url?sa=t&source=web&rct=j&url=https://en.m.wikipedia.org/wiki/Fascism&ved=2ahUKEwiEv5bVg6PsAhUPxYUKHWKPDzcQFjAAegQIBBAB&usg=AOvVaw0HIctDKg0QEsh2HI1lOpuu&cshid=1602092566633
-https://www.google.com/url?sa=t&source=web&rct=j&url=https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Monar%25C5%259Fi&ved=2ahUKEwjpi-yJhKPsAhUMdxoKHYIHCNoQFjAAegQIAxAB&usg=AOvVaw2qOLlSpD4O9y3ZKHTmUST8
submitted by Doctor37141 to AnotherCity [link] [comments]


2019.11.21 12:19 psikiyatrist DİJİTAL DÜNYADA EBEVEYNLİK

İçinde yaşadığımız dijital çağda teknoloji kullanımı her yaştan birey için kaçınılmaz. Dijital alanlara her gün bir yenisi ekleniyor. Her yerde teknolojinin zararları ve çocukları teknolojiden “koruma”nın şifreleri anlatılıyor. Öte yandan okullarda akıllı tahtalar, internetten verilen ödevler; çağı yakalama çabaları; bu uyarı ve önerilerle epeyce çelişiyor. Ebeveyn, eğitimci ve sağlıkçılar bir hayli endişeli! Çocuğunuz “otizmli olacak”, “obez olacak”, “hiperaktif olacak”, “bağımlılığın kollarında”,… gibi başlıklarla yapılan yayınlar, ailelerin teknolojiyi bilinçli kullanmak yerine tümden yasaklamaları ya da kaçınmalarına neden oluyor. Bu mümkün olmadığı gibi, gerekli ve yararlı da değil. Yasaklanan her şey kendi cazibesini doğurur. Bugünün çocuklarının dijital çağda en iyi şekilde gelişmeleri için hem analog, hem de dijital deneyimlere ihtiyaçları var. Dijital dünyada ebeveynlik
Medya kaynaklı kışkırtıcı haberler karşısında ne yapmalı?
  1. Kulaktan dolma “kopyala-yapıştır” paylaşım furyasına dikkat!
  2. Haberlerin başlıklarına aldanmayın, söz edilen araştırmaları kendiniz de inceleyin.
  3. Korku ve suçlulukla hareket etmeyin.
  4. Çelişkili tavsiyeler arasında bocalamamak için bilimsel verilerden şaşmayın.
  5. Bu konuda yazılmış uzman görüşlerini ve kitapları okuyun.

TEKNOLOJİK ÇOCUKLUKLAR

Kaiser Aile Vakfı’nın 2010, Common Sense Media’nın 2013’teki araştırmasına göre: 1970’lerde çocuklar 4 yaşında ekranlarla tanışırken, günümüzde 4 aylıkken tanışıyorlar. İlk 8 yaşta ekran karşısında 2 saat geçirilirken, 8-18 yaş arası günde 7.5-8 saati buluyor. Fermuar çekemez düğme ilikleyemezken akıllı telefonu gözü kapalı kullanan çocuklar; çorba karıştırmadan, vida sıkmadan, evde yaşına uygun sorumluluk almadan büyüyen(!), 24 saat çevirimiçi minik youtuber’larımız var! Çocuklarımız büyük hızla gelişirken; fiziksel, sosyal ve zihinsel olarak geri kalma tehlikesi ile de karşı karşıyalar.

YETİŞKİNLER NE YAPMALI?

  1. Dijital hayatı keşfetmeleri, sağlıklı ve ölçülü kullanabilmeleri için çocuklarımıza rehber olmalı
  2. Sanal dünyada öğrendiklerini gerçek dünyada uygulamaya geçirmelerini desteklemeli, yardımcı olmalı
  3. Güvenli internet kullanımı; sosyal medya adabı, akran zorbalığı, siber-zorbalık konularında eğitimlere katılmalı
  4. Yeni araçlar geliştikçe ve çocuk büyüdükçe, bilgiler güncellenmeli

EKRAN KARŞISINDA GEÇİRİLEN ZAMAN HANGİ YAŞTA NE KADAR OLMALI? KESİN SÜRELER VAR MI?

Sadece yaşlara bakarak ekran karşısında geçirilecek kesin süreler belirtmek gerçekçi değil. Burada her bireyin ve durumun biricik olduğu gerçeği akılda tutularak, ilk 2 yaş ekranla hiç karşılaşılmaması, 2-5 yaş arası günde 1 saat, 5-12 yaş arası 1-2 saat geçirebileceği söylenebilir. Bu sürenin tamamı mutlaka ebeveyn ya da bir büyüğün eşliğinde olmalı ve izlenilen görüntüler hakkında söyleşerek, çocukla etkileşerek zaman geçirilmeli. 7 yaştan itibaren, TV de dahil edilecekse günde 1-2 saat gibi rakamların gerçekçi olmadığını hepimiz biliyoruz. O nedenle günlük saatlerden bahsetmekten çok; günü planlamaları, bilgisayar ya da telefon ile uzun zamanlar harcayacaklarsa bu süreyi haftasonu ya da haftanın belli günlerinde blok olarak kullanmaları seçeneği değerlendirilebilir.

TEKNO-İHMAL NEDİR? NASIL ÖNLERİZ?

2013’teki bir araştırmaya göre telefonlarımızı günde yaklaşık 150 kere kontrol ediyoruz. Bu toplam 3 saat ediyor ve bunun 2 saati sosyal medyada geçiyor. Avusturalya’da 6000 çocuk üzerindeki bir araştırmada çocukların %32’sinin ebeveyninin onlarla teknolojik aletlerden daha az zaman geçirdiği bulunmuş. Çoğumuz bir dikkat dağınıklığı halindeyiz. Dijital çağın çocuklarımızı etkilemesinden endişe ederken, kendimiz üzerindeki etkilerini görmezden geliyoruz. Çocuklarımızı, yediğimizi içtiğimizi, yaptıklarımızı sosyal medyada sürekli paylaşıyor, anıları kaydetme ve paylaşma zorlantısı, gelişmeleri kaçırmama korkusu (FOMO) yaşıyor; kendimizi, çevremizi ve çocuklarımızı ihmal ediyor, anda kalma becerilerimizi yitiriyoruz.
Çocuklar kesintisiz dikkate ihtiyaç duyar. Gününü çeşitli zamanlarında teknoloji ile ilişkimizi kesmeli, çocuklarımızla anlamlı ilişkiler kurmalıyız. Ekranlar bizi gerçek ebeveynlik görevlerimizden koparmamalı! Nasıl örnek olduğumuz, sınır ve denge önemlidir. Farkındalık ve an’da kalma becerileri konusunda kendimizi geliştirmeli, çocuklarımıza da rol model olmalıyız. Yemek, oyun, yatak odasında teknoloji kullanımını sınırlamalı; telefona eve girmeden, çocuk yattığında, uyanmadan bakma alışkınları geliştirmeli; teknolojiyle geçireceğimiz zamanı belirlemeli, gerekirse alarmlar kurmalıyız.

KENDİNİ YÖNETME BECERİSİ KONUSUNDA KOLAYA MI KAÇIYORUZ?

Amerikan Konuşma-Dil-İşitme Derneği’nin 2015’teki araştırmasında 8 yaş çocuğu olan ebeveynlerin yarısının çocuklarının öfke kontrol ve özdenetim ve davranış sorunlarını geçiştirmek için teknolojiye başvurduğu gösterilmiş. Teknolojiyi “dijital emzik” olarak kullanmaktan vazgeçmeli, çocuklarımıza kendi kendini yatıştırma ve duygularını düzenleme becerisi kazandırmalıyız. Aksi halde kaçıngan, bağımlı bireyler yetiştiririz.

SOSYAL MEDYA VE TEKNOLOJİ SOSYAL BECERİLERE ZARAR VEREBİLİR Mİ?

Sosyal medya ve oyunlar çocukların sosyalleşmesine kısmen olanak sağlasa da, çocuklar kişilerarası becerileri geliştirmek; duygu ve niyetleri okumayı öğrenebilmek için yüz yüze iletişim ve temas gereksinirler. Yüz yüze iletişimden uzaklaştıkça sosyal beceriler geriler, iletişim ve ilişki sorunları oluşur. Ekran karşısında geçirdikleri zaman denetlendiğinde çocukların daha fazla sosyal ipucu yakalayabildikleri gösterilmiş.

SİBER-ZORBALIK NEDİR? NASIL MÜCADELE EDİLİR?

Siber-zorbalık internet üzerinden; görsel, sözlü şiddet içeriğine, rahatsız edici, tacizkâr ya da pornografik içeriklere maruz kalma; rahatsız edici mesajlar alma, alay konusu olma, gruplardan atılma,… şeklinde olabilir. 8-17 yaş arası çocukların %20’si siber-zorbalığa maruz kalıyor. Çocuklar genelde bu tür durumlarla nasıl baş edileceğini bilmez. Tıpkı cinsel taciz ve istismarda olduğu gibi siber-zorbalık konusunda çocukların eğitilmesi gerekir. Neyin siber-zorbalık olduğu; nasıl baş edecekleri, büyüklerinden yardım almaları gerektiği öğretilmeli. Çocuklar empati ve davranışlarının sonuçlarını öngörme konusunda daha yetersizdir, bir zorbaya dönüşmemeleri için paylaşacakları içerik ve yorumlar konusunda bilinç kazandırılmalıdır.

ZORBALIĞA DUR DE!

  1. Dur! Zorbalık eden kişiye yanıt yazma
  2. Engelle: Engelle ama kanıtları kaydet
  3. Bildir: İnternet sitesi yöneticisine ya da bir büyüğüne bildir
  4. Maruz kalanı destekle, aşırı tepki verme, suçlama
  5. Yardım istediği için takdir et
  6. Birlikte çözüm ara
  7. Sağlıklı teknoloji kullanımı konusunda teşvik et yasaklama

ŞİDDET İÇERİĞİNE MARUZ KALMANIN NE GİBİ SONUÇLARI OLUR? NASIL KORUNABİLİRİZ?

Çocuklar Youtube’da bir çizgifilm izlerken şiddet içeren bir görüntüye 3 tık uzaktalar. Birlikte izleme ve model olma o açıdan gerekli. Şiddet içeren içeriğe maruz kalma, özellikle bilgisayar oyunları; çocukların şiddet gösteren davranışlar sergilemesine zemin hazırlar. Küçük çocukların haberleri izlememesi; büyük çocuklarla ise bazı haberlerin birlikte izlenerek, üzerinde konuşularak rehberlik edilmesi yararlıdır.

PORNOGRAFİK İÇERİKTEN NASIL KORUNURUZ?

Çocuklar pornografi ile 11’li yaşlarda tanışıyor. Bazı çocuk ürünleri çocuk karakterlerin cinselleştirildiği örüntüler içeriyor. Çocuklarda hızlı cinselleşme söz konusu. Sadece içeriğe maruz kalmıyor, kendilerinin videolarını çekip paylaşarak pornografi üretiyorlar. Bu konuda son derece uyanık olmalı, önlemler almalıyız.

UYGUNSUZ İÇERİĞE ERİŞİMİ ENGELLEMEK İÇİN

  1. İnternete Family Zone gibi filtreler kullanın
  2. Telefon, tablet ve bilgisayara ebeveyn denetimi ve filtreler kurun (Her bir kullanıcı için ayrı oturum açılabilir.)
  3. Google’da güvenli arama seçeneğini açın (Otomatik olarak cinsel içerikleri engeller.)
  4. Youtube kullanırken güvenlik modunu açın (tam filtre sağlamasa da etkin!)
  5. Çocuklar için olan internet tarayıcılarını kullanın (Zoodler, Kidoz,…)
  6. Youtube’da listeler oluşturun ( Kids video, Kids Youtube play list,… )
  7. İzledikleri gördükleri materyalle cinsellik hakkında açık net kapsayıcı ve destekleyici sohbetler edin
  8. Salon, mutfak gibi kullanım alanları belirleyin bunun dışındaki alanlarda kullanım olmasın
  9. Bu yöntemlerin hiç biri %100 koruyucu değil ve ebeveyn gözetimi şart!

SOSYAL AĞ KULLANIMI KAÇ YAŞINDA BAŞLAMALI? NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

On yaşındaki çocukların yarısı bir sosyal ağ kullanıyor. Sosyal onay ve akranlarla bağ kurma ihtiyacı bu yaşlarda öne çıkıyor. Pek çok oyunun çevrim içi sohbet özelliği var. Çocuklar teknolojiyi kullanmakta oldukça becerikli olsa da; siber görgü kuralları, etkileşim ve güvenlik becerileri konularında tedbirsizler. 8-12 yaş çocuklar bizim rehberliğimizde internet deneyimleri kazanabilirler. Çocuklarımızın hangi bilgi ve içerikleri paylaşabileceği hakkında onları eğitmeliyiz. Paylaştıklarımızın dijital ayak izlerimiz olduğu bilincini kazandırabilir, beraber paylaşımlar yaparak örnek olabiliriz.
  1. Teknolojiyi çocuklarla birlikte kullanın
  2. Skype ya da interaktif kitap uygulamaları gibi uygulamalarla sizin de onayladığınız dost ya da akrabalarla bağlar kurmasını sağlayın
  3. Kendi teknoloji alışkanlıklarınız konusunda dikkatli olun
  4. Ebeveyn filtreleri kurun

UYKU AÇISINDAN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

Erişkinler gibi çocuklar da teknoloji aşırı kullanımı nedeniyle kronik yorgunluk sendromu ve uykusuzluk yaşıyor. Gecede 1 saat az uyuyan bir ilkokul öğrencisinin bilişsel becerisi ve öğrenme kapasitesi 2 yaş geriye kayabiliyor. Sağlıklı ve sürdürülebilir uyku alışkanlık ve becerileri için: � Uykudan öce gevşemeye ve sakinleşmeye geçilmelidir. Yatak odalarımızda teknolojik cihazlar bulunmamalı, TV ya da telefonla uyumamalı, ekran parlaklığını düşüren mavi ışık filtreleri kullanılmalı; uyku saatinden 90 dakika önce ekranlardan uzaklaşmış olmalıyız.

UYKU İÇİN ÖNERİLER

  1. Yatmadan önce ekran karşısında geçirilen süreyi yavaş yavaş azaltın
  2. Uykudan önce tempolu etkinliklerden uzak durun
  3. Ekrana alternatif; yavaşlatıcı uyku rutinleri bulun (kitap okuma, yoga, meditasyon, masaj)
  4. “Teknolojiye paydos” saatleri belirleyin
  5. Dijital cihazlar için yatak odası dışında şarj istasyonları belirleyin ve sabaha kadar orada bırakın
  6. Sağlıklı uyku alışkanlıkları konusunda örnek olun!

OYUN VE AKTİVİTE ZAMANI KONULARINDA NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

Her yaştaki çocuğun oyun hakkı vardır. Planlı oyunlar dışında plansız oyun saatleri, boş vakitler, yaratıcı sıkılmalar da gereklidir. Doğa ile iç içe olma en önemli ihtiyaçlardan biridir. Çocuklar bir saat fiziksel olarak aktif oyunlar oynamalılar. Ekran karşısında yeme alışkanlıklarına dikkat etmeliler. Dijital oyunları tamamen zararlı değildir; yararlı ve geliştirici olabilirler. Çeşitli uygulamaları araştırarak çocukların kullanımlarına sunabiliriz. Common Sense Media, Children’s Technology Review, Kapi Awards gibi sitelerden bu konuda bilgiler alabiliriz. Yine teknolojiyi kullanarak dijital olmayan oyunu Skype ya da Whatsapp görüntülü arama üzerinden arkadaşlarıyla oynayabilmeleri, birebir sosyal etkileşim sağlayacaktır.

BİLGİ OBURLUĞU, BİLİŞSEL TEMBELLİĞE Mİ YOL AÇIYOR? BİLİŞSEL KAPASİTEMİZİ NASIL GÜÇLENDİRİRİZ?

30 yıl öncesine göre en az 5 kat fazla bilgi tüketiyoruz. Erişim kolaylaştıkça değeri azalıyor. Belleği kullanmak, notlar almak yerine Google’a navigasyon uygulamalarına ve ekran görüntülerine başvuruyoruz. Beynimizin yapması gereken görevleri cihazlara devrediyoruz.

ÖNERİLER

  1. Çocukların izledikleri/oyunları hakkında konuşmak (Ne anladılar, akıllarında ne kaldı?)
  2. Basılı kitaplar da okumak
  3. Filmleri cep telefonundan değil ailece izlemek
  4. Hafıza oyunları, sanal olmayan hikâye anlatımlı, soru cevaplı oyunlar oynamak
  5. Google’dan aramak yerine sözlük ya da ansiklopedilerden araştırma yapmak

DİJİTAL BAĞIMLILIK

Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı-5 (DSM-5) kitabının ekinde bulunan İnternette Oyun Oynama Bozukluğu (İOOB) önerilen tanı kriterleri:
  1. İnternet oyunları üzerine aşırı kafa yorma,
  2. Oyun oynamadığında yoksunluk belirtilerinin görülmesi,
  3. İstediği heyecanı duymak için giderek artan süreyle oyun oynama gereksinimi,
  4. Birçok kez başarısızlıkla sonuçlanan oyun oynamayı denetim altına alma, azaltma ya da bırakma çabası,
  5. İnternet oyunları dışında hobi ve eğlenceye ilginin azalması,
  6. Psikososyal problemleri olduğunu bilmesine rağmen, aşırı miktarda devam eden oyun oynama davranışı,
  7. Ne kadar oyun oynadığını gizlemek için aile üyelerine, terapistine ya da başkalarına yalan söyleme,
  8. Sorunlarından kaçmak ya da olumsuz duygu durumdan kurtulmak için oyun oynama,
  9. İnternet oyunlarına katılımdan dolayı önemli ilişki, okul, iş, eğitim ya da kariyer fırsatlarının kaybı
Son bir yıl içerisinde beş ve daha fazla kriterin gözlenmesi, internette oyun oynama bozukluğuna işaret etmektedir. Endişeleniyorsanız bir haftalık teknoloji kullanım günlüğü ve saati tutabilir, bu konuda çalışan bir ruh sağlığı uzmanına danışabilirsiniz.

SAĞLIKLI DİJİTAL ALIŞKANLIKLAR KAZANIN

  1. Doğa zamanları (park, piknik, gezi) planlayın
  2. Etkinlikler arasında dinleme molaları verin
  3. Film izlerken telefona bakmayın, mesajlara bakarken sosyal medyaya girmeyin. Her seferinde tek bir iş için süre belirleyin onu yapın çıkın
  4. Bildirim uyarılarını kapayın
  5. Belli internet sitelerine belli zamanlarda girilmemesini sağlayan kısıtlayıcı uygulamalar kullanın
  6. Cihazlar uçuş modunda kalsın, modemler kullanılmadıkça kapalı olsun.
  7. Evinizde teknolojisiz alanlar belirleyin
  8. Stresi azaltın, meditasyon ve farkındalık becerilerini öğrenin, öğretin

ÇOCUĞUNUZLA KRİZ YÖNETİMİ İÇİN İPUÇLARI

  1. Kurallarınız net olsun, tutarlı davranın, kendinizle çelişmeyin, taviz vermeyin
  2. Teknoloji ve sosyal medya görgüsü kazandırın (Uçuş moduna nasıl alınır, neler paylaşılır, neler kabaca ve zorbalıktır?…)
  3. Medya planı yapın: Ne kadar?, Nerede?, Ne zaman?, Hangi teknoloji? Hangi içerik? Kiminle? ölçütlerini belirleyin
  4. Değişimi aşama aşama uygulayın, radikal hamleler işleri zorlaştırabilir
  5. Dakika sınırlaması değil bölüm ya da oyun “level”ına göre belirleyin
  6. Zamanlayıcı kullanın, cihazları ellerinden almayın siz kapatmayın kendileri kapatsınlar
  7. B planınız olsun, cihazı kapatınca yapılabilecek etkinlikleri önceden bir listeye yazmak yararlı olabilir (Bir miktar sıkıntı gösterse de sakinleşecektir.)
  8. Sağlıklı dinlenme göz ve duruş alışkanlıkları kazandırın. Gözlerini sık kırpıştırıp molalar vermesini, ekran parlaklığı ve ışık yansımalarını ayarlamasını, işitme yüksekliğini ayarlamasını, sokakta yürürken kulaklık takmamasını, 20 dakika çalışıp 20 saniye mola vermesini, uzaklara bakarak hareket etmesini; ergonomik duruş, göz hizası beden duruşunu ayarlamasını, uygun mouse, “ergobreaks” hatırlatıcılar kullanmasını öğretin, örnek olun, hatırlatın
  9. Öfke nöbeti olursa bir sonraki gün de aynı şeyin yaşanabileceğini ve yeniden izin vermek konusunda çekincenizi belirtin. Davranışlarının sonucu olacağını hissetmesini sağlayın. Bunu tehdit ya da şantaj gibi yapmayın.
  10. Yargılamadan ve suçlamadan dinleyin, seçenekler sunun
  11. Duygularınızı ve endişelerinizi makul bir şekilde paylaşın
  12. Sakin zamanlarda böyle durumlar için neyin yararı olacağını birlikte konuşun ve plan yapın
  13. Paylaştıklarınızın çocukların karşısına çıkabileceğini, arkadaşları ya da kötü niyetli kimseler tarafından kullanılabileceğini anımsayın
  14. Paylaşımlar yaparken iznini/fikrini alın, fikir verin.
  15. Ekranları bir ödül ceza yöntemi olarak kullanmaktan vazgeçin
submitted by psikiyatrist to u/psikiyatrist [link] [comments]


2019.05.12 15:05 AnamiGiben Cocuklar Duymasin dizisi konusu ve oyunculari Hikaye ve Künye Sert

Cocuklar Duymasin dizisi konusu ve oyunculari Hikaye ve Künye Sert, aslında ne kadar duygusal olsa da duygularını göstermekten kaçınan, anti romantik, kıskanç Taş Fırın erkeği Haluk ile modern, kariyerinin zirvesinde olan ve romantizm beklentisinden hiç vazgeçmeyen Meltem’in evlilikleri, dostlarıyla ilişkileri, iş hayatları ve ev içi küçük problemleri her zamanki gibi ön plandadır. Artık çocuklar büyümüş ve her ikisi de evden gitmiştir. Ancak Haluk ve Meltem, Emine ve Emine’nin kayınvalidesi Kükrek Kadriye sayesinde hiç yalnız kalmazlar. Kükrek Kadriye, her gün Emine’yle birlikte Haluk ve Meltem’in evine gelmekte, bu nedenle evde çok renkli durumlar ortaya çıkmaktadır. Dominant teyze Gönül ve Zero Tuna’nın gündemi TEOG’dur. Çocukları Beton Orçun ve Merve TEOG sınavına hazırlanmaktadır. Bir TEOG annesi olan Gönül, çocukları internetten uzaklaştırıp ders çalışmalarını sağlamak için elinden geleni yapar.
Yapım: Mint Motion Pictures Yapımcı: Birol Güven Senarist: Birol Güven Yönetmen: Bora Tekay Görüntü Yönetmeni: Altuğ Kasapbaşoğlu Müzik: Aydın Sarman - Burcu Güven Oyuncular: Tamer Karadağlı (Haluk), Pınar Altuğ Atacan (Meltem), Zeyno Günenç Kanert (Gönül), Volkan Severcan (Zero Tuna), Mehmet Baran Erdoğan (Havuç Emre), Ferdi Akarnur (Müsteşar Kemal), Melek Şahin (Emine), Alpaslan Özmol (Çaycı Hüseyin), Suzan Kardeş (Kükrek Kadriye- Hüseyin’in annesi), Buse Sinem İren (Simay), Alp Eren Khamis (Beton Orçun), Öykü Güven (Merve), Seda Fettahoğlu (Sultan), Fatih Dokgöz (Rıza), Şükrü Koruyucu (Şükrü), Süleyman Yağcı (Fıs Fıs İsmail), Tuna Arman (Tuna’nın karısı Özlem) , Kalust Şalcıoğlu (Sertaç) Meto- (Etem Caner Karaüç), Sinem Güven ( Hatice), Deniz Gök ( İrem), Serkan Balbal (Tolga), Tunahan Büyükercan (Yiğido), Yakup Uysal (Kahveci Yakup)
Tamer Karadağlı Taş Fırın Haluk
Haluk sert olduğu kadar, duygusal da olan ama çoğunlukla duygularını belli etmekten kaçınan bir erkektir. Kıskanç, anti romantik olan Taş Fırın Haluk bu nedenle eşi Meltem’le sürekli tartışır. Meltem, sevildiğini her defasında duymak ve hissetmek ister. Haluk, Meltem’in romantizm beklentilerini çoğunlukla karşılayamasa da, kendi yöntemleri ile eşini mutlu etmeye çalışır. Oldukça milliyetçi bir karakter olan Haluk’un ülke sevdası da Meltem sevdası da hiç bitmez.
Pınar Altuğ Meltem
Meltem, kariyerinin zirvesinde çok güzel bir kadındır. Başarılı bir iş kadını olan Meltem’in hayattaki en büyük amacı Haluk’un içindeki duygusal ve romantik erkeği çıkarmaktır. Ancak bu Taş Fırın erkeği Haluk için çok zordur. Bu yüzden Haluk’la sürekli tartışır. Ne kadar tartışsa da kocasına büyük bir aşkla bağlı olan Meltem, bu inadından hiçbir zaman vazgeçmez ve günün sonunda istediğini Haluk’a yaptırmayı başarır.
Zeyno Günenç Dominant Gönül
Gönül, ilk evliliğinden Beton Orçun diye bir oğlu olan ve Zero Tuna’yla ikinci evliliğini yapmış dominant bir kadındır. Gönül ve Tuna’nın evliliğinde, Meltem ve Haluk’un evliliğinin aksine Gönül daha baskındır. Bu evlilikte hiçbir zaman Tuna’nın sözü geçmez. Aynı zamanda Gönül bir TEOG annesidir. Oğlu Orçun ve Tuna’nın kızı Merve TEOG sınavına hazırlanmaktadır. Gönül’ün şimdiki en büyük problemi Orçun ve Merve’yi internetten koparıp ders çalışmalarını sağlamaktır.
Volkan Severcan Zero Tuna
Tuna, Gönül’e büyük bir aşkla bağlıdır, aşırı romantiktir. Gönül’ün ağzından çıkan her şeyi saniyesinde yerine getirir. Bu yüzden zaman zaman Haluk’un dalga konusu olur. Heyecanlı ve panik bir karakter olan Tuna, ne zaman başına üzücü ve gergin bir olay gelse baygınlık geçirir. Tuna’nın bu tür olaylara gösterdiği hassasiyet diğer insanlara göre daha fazla olduğu için eşi ve dostları da bu konuda dikkatli davranır.
Mehmet Baran Erdoğan Havuç
Emre, Haluk ve Meltem 26 yaşındaki oğullarıdır. Saç renginden dolayı çevresindeki herkes ona "Havuç" diye seslenmektedir. Ablası Duygu ne kadar aklı başında ve sakinse, Havuç onun aksine enerjik ve haylazdır. Özellikle Haluk'a zaman zaman pembe yalanlar söyler.
Anı yaşamayı sever, şıp sevdidir. Çok kolay aşık olur. Ailesi ve arkadaşları Havuç'un ilişkilerini ciddiye almaz.
Mühendis olan Havuç, uzun bir iş arayışından sonra annesinin eski çalıştığı şirkette çalışmaya başlar. Havuç'un yeni amacı, kendisine asla güvenmeyen babasını şaşırtmak ve ailesinin yüzünü kara çıkartmamaktadır. Bu yüzden şaşırtıcı bir şekilde çok çalışır.
Ferdi Akarnur Müsteşar Kemal
Emekli müsteşar Kemal bey, Meltem’in babasıdır. Eşini uzun bir süre önce kaybeden Kemal’in tek dayanağı kızı, damadı ve arkadaşlarıdır. Meltem ve Haluk, Kemal’i hiçbir zaman yalnız bırakmaz.
Buse Sinem İren Simay
1992, Mart- Trabzon doğumlu. Karadeniz Teknik Üniversitesinde grafik tasarım bölümünü bitirmiş. En ufacık şeylere çok çabuk sinirlenip, parlayıp hemen de sönebiliyor. Normal hayatta şivesi yok sadece ama sadece sinirlendiğinde Karadeniz şivesiyle konuşuyor.
İnatçı. Yapamazsın denilen her şeyi yapıyor. Çabuk gaza gelen bir yapısı var. Bir şeye ihtiyacı olduğunu asla belli etmiyor. En yakını bile olsa özellikle bir erkekten asla yardım istemiyor. Her işi tek başına yapmaya çalışıyor.
Aile baskısı ile büyüdüğü için çoğunlukla onlara yalan söylüyor. Çok kıskanç bir kadın olduğu için de ilişki için oldukça yıpratıcı. Tam bir “zor kadın.”
Simay da babasına asla doğruyu söyleyemez, annesi ile her zaman iş birliği yaparlar.
Öykü Güven Merve
Merve, Tuna’nın ilk evliliğinden olma kızıdır. Bir youtuber olan Merve’nin internette bir anı kanalı vardır. Bu kanalda gün içinde yaşadığı ilginç olayları, ailesini, hayata dair tespitlerini ve arkadaşlarını anlatır. Merve bir TEOG çocuğudur, babası ve Gönül’ün sınav konusundaki baskıları onu ve Orçun’u oldukça zorlar
Alpaslan Özmol Hüseyin
Çaycı Hüseyin, arkadaşı Şükrü ile birlikte sürekli kolay yoldan para kazanabilecekleri yeni işlere girişen ama her defasında başarısız olan bir karakterdir. Annesine çok düşkündür. Kadriye gelince güçlerini birleştirirler. Emine’yi çok zor günler beklemektedir
Taş Fırın Haluk ve Meltem, yılbaşını Gönül ve Tuna’nın davetiyle onların evinde kutlamaya karar verir. Yılbaşı akşamı ev sahipliği yapacak Gönül ve Tuna hemen parti organizasyonuna başlar. Bunu duyan Sultan ve Rıza da hemen rakip bir yılbaşı partisi organize eder. Sultan ve Rıza, Haluk ve Meltem’in kendi yılbaşı partilerine gelmesini istemektedir. Ama Haluk ve Meltem, Gönül ve Tuna’ya söz verdiği için ortalık karışır. Gönül ve Tuna da, Sultan ve Rıza da Haluk ve Meltem’i paylaşamaz. Haluk ve Meltem yılbaşı akşamı boyunca türlü bahanelerle iki ev arasında mekik dokur.
Yılbaşı akşamı her iki evde de çok büyük eğlenceler vardır. Bu rekabet, her iki evde de eğlencenin doruklara ulaşmasına neden olur. Davetliler Gönül ve Tuna’nın evinde Suzan Kardeş şarkılarıyla eğlenirken, Sultan ve Rıza’nın evinde de Ankaralı Coşkun fırtınası esmektedir. Öte yandan Sinan Yılmaz ve kolbastı ekibi ile Ezgi Eyüboğlu en güzel şarkılarıyla yılbaşı gecesine renk katarken, horon ekibi ve fasıl ekibi sayesinde de davetliler bir an olsun yerlerinde oturamaz.
submitted by AnamiGiben to kopyamakarna [link] [comments]


2019.01.15 22:06 fragmanlife Cocuklar Duymasin dizisi konusu ve oyunculari

Cocuklar Duymasin dizisi konusu ve oyunculari Hikaye ve Künye Sert, aslında ne kadar duygusal olsa da duygularını göstermekten kaçınan, anti romantik, kıskanç Taş Fırın erkeği Haluk ile modern, kariyerinin zirvesinde olan ve romantizm beklentisinden hiç vazgeçmeyen Meltem’in evlilikleri, dostlarıyla ilişkileri, iş hayatları ve ev içi küçük problemleri her zamanki gibi ön plandadır. Artık çocuklar büyümüş ve her ikisi de evden gitmiştir. Ancak Haluk ve Meltem, Emine ve Emine’nin kayınvalidesi Kükrek Kadriye sayesinde hiç yalnız kalmazlar. Kükrek Kadriye, her gün Emine’yle birlikte Haluk ve Meltem’in evine gelmekte, bu nedenle evde çok renkli durumlar ortaya çıkmaktadır. Dominant teyze Gönül ve Zero Tuna’nın gündemi TEOG’dur. Çocukları Beton Orçun ve Merve TEOG sınavına hazırlanmaktadır. Bir TEOG annesi olan Gönül, çocukları internetten uzaklaştırıp ders çalışmalarını sağlamak için elinden geleni yapar.
Yapım: Mint Motion Pictures Yapımcı: Birol Güven Senarist: Birol Güven Yönetmen: Bora Tekay Görüntü Yönetmeni: Altuğ Kasapbaşoğlu Müzik: Aydın Sarman - Burcu Güven Oyuncular: Tamer Karadağlı (Haluk), Pınar Altuğ Atacan (Meltem), Zeyno Günenç Kanert (Gönül), Volkan Severcan (Zero Tuna), Mehmet Baran Erdoğan (Havuç Emre), Ferdi Akarnur (Müsteşar Kemal), Melek Şahin (Emine), Alpaslan Özmol (Çaycı Hüseyin), Suzan Kardeş (Kükrek Kadriye- Hüseyin’in annesi), Buse Sinem İren (Simay), Alp Eren Khamis (Beton Orçun), Öykü Güven (Merve), Seda Fettahoğlu (Sultan), Fatih Dokgöz (Rıza), Şükrü Koruyucu (Şükrü), Süleyman Yağcı (Fıs Fıs İsmail), Tuna Arman (Tuna’nın karısı Özlem) , Kalust Şalcıoğlu (Sertaç) Meto- (Etem Caner Karaüç), Sinem Güven ( Hatice), Deniz Gök ( İrem), Serkan Balbal (Tolga), Tunahan Büyükercan (Yiğido), Yakup Uysal (Kahveci Yakup)
Tamer Karadağlı Taş Fırın Haluk
Haluk sert olduğu kadar, duygusal da olan ama çoğunlukla duygularını belli etmekten kaçınan bir erkektir. Kıskanç, anti romantik olan Taş Fırın Haluk bu nedenle eşi Meltem’le sürekli tartışır. Meltem, sevildiğini her defasında duymak ve hissetmek ister. Haluk, Meltem’in romantizm beklentilerini çoğunlukla karşılayamasa da, kendi yöntemleri ile eşini mutlu etmeye çalışır. Oldukça milliyetçi bir karakter olan Haluk’un ülke sevdası da Meltem sevdası da hiç bitmez.
Pınar Altuğ Meltem
Meltem, kariyerinin zirvesinde çok güzel bir kadındır. Başarılı bir iş kadını olan Meltem’in hayattaki en büyük amacı Haluk’un içindeki duygusal ve romantik erkeği çıkarmaktır. Ancak bu Taş Fırın erkeği Haluk için çok zordur. Bu yüzden Haluk’la sürekli tartışır. Ne kadar tartışsa da kocasına büyük bir aşkla bağlı olan Meltem, bu inadından hiçbir zaman vazgeçmez ve günün sonunda istediğini Haluk’a yaptırmayı başarır.
Zeyno Günenç Dominant Gönül
Gönül, ilk evliliğinden Beton Orçun diye bir oğlu olan ve Zero Tuna’yla ikinci evliliğini yapmış dominant bir kadındır. Gönül ve Tuna’nın evliliğinde, Meltem ve Haluk’un evliliğinin aksine Gönül daha baskındır. Bu evlilikte hiçbir zaman Tuna’nın sözü geçmez. Aynı zamanda Gönül bir TEOG annesidir. Oğlu Orçun ve Tuna’nın kızı Merve TEOG sınavına hazırlanmaktadır. Gönül’ün şimdiki en büyük problemi Orçun ve Merve’yi internetten koparıp ders çalışmalarını sağlamaktır.
Volkan Severcan Zero Tuna
Tuna, Gönül’e büyük bir aşkla bağlıdır, aşırı romantiktir. Gönül’ün ağzından çıkan her şeyi saniyesinde yerine getirir. Bu yüzden zaman zaman Haluk’un dalga konusu olur. Heyecanlı ve panik bir karakter olan Tuna, ne zaman başına üzücü ve gergin bir olay gelse baygınlık geçirir. Tuna’nın bu tür olaylara gösterdiği hassasiyet diğer insanlara göre daha fazla olduğu için eşi ve dostları da bu konuda dikkatli davranır.
Mehmet Baran Erdoğan Havuç
Emre, Haluk ve Meltem 26 yaşındaki oğullarıdır. Saç renginden dolayı çevresindeki herkes ona "Havuç" diye seslenmektedir. Ablası Duygu ne kadar aklı başında ve sakinse, Havuç onun aksine enerjik ve haylazdır. Özellikle Haluk'a zaman zaman pembe yalanlar söyler.
Anı yaşamayı sever, şıp sevdidir. Çok kolay aşık olur. Ailesi ve arkadaşları Havuç'un ilişkilerini ciddiye almaz.
Mühendis olan Havuç, uzun bir iş arayışından sonra annesinin eski çalıştığı şirkette çalışmaya başlar. Havuç'un yeni amacı, kendisine asla güvenmeyen babasını şaşırtmak ve ailesinin yüzünü kara çıkartmamaktadır. Bu yüzden şaşırtıcı bir şekilde çok çalışır.
Ferdi Akarnur Müsteşar Kemal
Emekli müsteşar Kemal bey, Meltem’in babasıdır. Eşini uzun bir süre önce kaybeden Kemal’in tek dayanağı kızı, damadı ve arkadaşlarıdır. Meltem ve Haluk, Kemal’i hiçbir zaman yalnız bırakmaz.
Buse Sinem İren Simay
1992, Mart- Trabzon doğumlu. Karadeniz Teknik Üniversitesinde grafik tasarım bölümünü bitirmiş. En ufacık şeylere çok çabuk sinirlenip, parlayıp hemen de sönebiliyor. Normal hayatta şivesi yok sadece ama sadece sinirlendiğinde Karadeniz şivesiyle konuşuyor.
İnatçı. Yapamazsın denilen her şeyi yapıyor. Çabuk gaza gelen bir yapısı var. Bir şeye ihtiyacı olduğunu asla belli etmiyor. En yakını bile olsa özellikle bir erkekten asla yardım istemiyor. Her işi tek başına yapmaya çalışıyor.
Aile baskısı ile büyüdüğü için çoğunlukla onlara yalan söylüyor. Çok kıskanç bir kadın olduğu için de ilişki için oldukça yıpratıcı. Tam bir “zor kadın.”
Simay da babasına asla doğruyu söyleyemez, annesi ile her zaman iş birliği yaparlar.
Öykü Güven Merve
Merve, Tuna’nın ilk evliliğinden olma kızıdır. Bir youtuber olan Merve’nin internette bir anı kanalı vardır. Bu kanalda gün içinde yaşadığı ilginç olayları, ailesini, hayata dair tespitlerini ve arkadaşlarını anlatır. Merve bir TEOG çocuğudur, babası ve Gönül’ün sınav konusundaki baskıları onu ve Orçun’u oldukça zorlar
Alpaslan Özmol Hüseyin
Çaycı Hüseyin, arkadaşı Şükrü ile birlikte sürekli kolay yoldan para kazanabilecekleri yeni işlere girişen ama her defasında başarısız olan bir karakterdir. Annesine çok düşkündür. Kadriye gelince güçlerini birleştirirler. Emine’yi çok zor günler beklemektedir
Taş Fırın Haluk ve Meltem, yılbaşını Gönül ve Tuna’nın davetiyle onların evinde kutlamaya karar verir. Yılbaşı akşamı ev sahipliği yapacak Gönül ve Tuna hemen parti organizasyonuna başlar. Bunu duyan Sultan ve Rıza da hemen rakip bir yılbaşı partisi organize eder. Sultan ve Rıza, Haluk ve Meltem’in kendi yılbaşı partilerine gelmesini istemektedir. Ama Haluk ve Meltem, Gönül ve Tuna’ya söz verdiği için ortalık karışır. Gönül ve Tuna da, Sultan ve Rıza da Haluk ve Meltem’i paylaşamaz. Haluk ve Meltem yılbaşı akşamı boyunca türlü bahanelerle iki ev arasında mekik dokur.
Yılbaşı akşamı her iki evde de çok büyük eğlenceler vardır. Bu rekabet, her iki evde de eğlencenin doruklara ulaşmasına neden olur. Davetliler Gönül ve Tuna’nın evinde Suzan Kardeş şarkılarıyla eğlenirken, Sultan ve Rıza’nın evinde de Ankaralı Coşkun fırtınası esmektedir. Öte yandan Sinan Yılmaz ve kolbastı ekibi ile Ezgi Eyüboğlu en güzel şarkılarıyla yılbaşı gecesine renk katarken, horon ekibi ve fasıl ekibi sayesinde de davetliler bir an olsun yerlerinde oturamaz.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2018.03.25 20:17 interaktifdnsmnlk Aile ve Evlilik Danışmanlığı

Aile danışmanlığı, aile bireyleri arasında sağlıklı bir iletişim ortamının sağlanması için aile bireylerine yapılan psikolojik bir destektir. Aile danışmanlığı, özne olarak aileyi ele alan ve ailede bozuk ya da sıkıntı yaratan ilişkileri düzeltmeyi, böylelikle aile üyelerine daha işlevsel, yeni iletişim ve etkileşim yöntemleri kazandırmayı amaçlayan bir iyileştirme sürecidir. Ailelerle çalışmada temel amaç, ailelerin kendi kendilerine yeterli hale gelmelerini sağlamaktır.
Aile danışmanlığı, ailelerin yaşadıkları sorunlarla ilgili karar verilmesine yardımcı olunan süreci ifade etmektedir.
Aile danışmanlığında, kişilerin içsel dünyası ile çalışmak yerine, öncelikle kişiler arası ilişkiye odaklanılmaktadır. Aile danışmanlığı, ailenin tüm üyelerine doğal bir şekilde aynı mesajı vermektedir. Tüm aile bireyleri sorunla, birlikte çalışarak başa çıkmaya çalışırlar. Bu yaklaşım aile içindeki sırları eler ve özellikle sorunların üzerinden tamamen geçilmesini sağlar. Sonuçta da ailede karşılıklı iletişim ve bireysel açıklık artar. Aile üyelerinin içinde bulundukları durum ile ilgili farkındalıkları arttıkça, çözüm için onlara neyin daha fazla yardımcı olabileceğini rahatlıkla bulmalarını sağlar.
AİLE VE EVLİLİK DANIŞMANI NE YAPAR?
Aile danışmanı, aileyi oluşturan bireyler arasında sağlıklı bir iletişim ortamı sağlanması amacıyla aile bireylerine destek verir.
Aile danışmanı, aile içindeki kişiler arası sorunlara yönelik çalışabileceği gibi, tüm aileyi etkileyen ölüm, kronik hastalık, bir aile bireyinin evden ayrılması gibi konulara yönelik de aile bireylerine destek vermeyi amaçlar. Aile danışmanının belirli ve açık hedefleri vardır.
Aile danışmanının amacı, ailenin yaşadığı sorunların çözümünün yanı sıra, aile bireylerinin birbirlerini daha iyi anlamaları, daha sağlıklı iletişim kurmaları, ilişkilerinde belirgin ve esnek sınırlar çizebilmelerini sağlamayı kolaylaştıracak yeni beceriler kazanmalarını sağlamaktır.
Aile üyelerinden herhangi birinin yaşadığı sorunun etkisi aslında tüm aileyi kapsar ve çözüm sürecinde ailenin tümü belirleyici bir rol taşır. İlişkiler açısından sorunları olan aile bireylerinin; Aile danışmanı ile çalışmaları evlilik, ayrılık ve boşanma süreçlerinde, çocuklarla, eşle ya da büyük aile ile ilgili sorunların üstesinden daha rahat bir şekilde gelmelerine yardımcı olunur.
Aile Danışmanı; aile bireylerinin incinmiş duyguları, eşler arasındaki veya ailedeki diğer bir kişi ile olan sorunlar, eşlerin cinsel yaşamı, yeni yaşam düzenlemeleri, çocuk disiplini, çocukların bakımı ve mali düzenlemeler, büyük aile ile ilişkiler, gibi konulardaki sorunlarla ilgili sizin yanınızda olacaktır.
Eşlerin arasındaki sorunların çocuğu etkilemesi veya çocuğun yaşadığı fiziksel, psikolojik, eğitim sorunlarının aile içi dinamikleri etkilemesi kaçılmazdır. Yaşanan bu sorunların çözümünde aile bireylerine psikolojik destek vermek, aile içi iletişimi güçlendirmek, aile bireylerini birbirlerine duyarlı olmalarını sağlamak aile danışmanın amaçlarını oluşturmaktadır.
AİLE VE EVLİLİK DANIŞMANA NE ZAMAN GİDİLMELİ?
Sağlıklı iletişim ve tartışma ortamı yakalayamıyor ve eşinizle aranızda duygusal bir uzaklaşma yaşıyorsanız, Kendinizi desteklenmiş hissetmiyorsanız, Aynı kavgayı tekrar tekrar yapıyorsanız ve bir sonuca varamıyorsanız, Birbirinize tahammülünüz kalmadı ve eski sevgi dolu günlerinizi özlüyorsanız, Eşinize yeniden güvenmekte zorluk yaşıyorsanız, Sesinizin duyulmadığını ve önemsenmediğinizi hissediyorsanız, İlişkinizde ya da tartışmalarınız da bir orta yol bulamıyorsanız, Kendinizi evliliğin ve ilişkinizin içinde boğulmuş hissediyorsanız, Pozitif bir geleceği hayal bile edemiyorsanız, Eşinizin ya da en az birinizin teknoloji ile fazlaca ilgilenmesi ve sonuç olarak, sosyal paylaşımların yok denecek kadar az olma durumunda, Ailelerin evliliğinize müdahaleleri sonucunda eşinizle aranızda yaşanan anlaşmazlık ve güvensizlikler Doğum sonrası sürecin veya çocuklu yaşamın evliliğinizin odağını değiştirmesi sonucunda ilişkinizin ihmal edilmesi sonucu doğan soğukluklarda, İlişkinizde güven problemleri ve ihanetin yıkıcı etkileri varsa, Farklı karakter özelliklerine sahipseniz ve kültürel farklılıkların oluşturduğu çatışmalar yaşıyorsanız, Maddi sorunların veya farklı para harcama alışkanlıklarının yarattığı çatışmalar yaşıyorsanız, Evliliğinizde bireysel özgürlüğünüzün kısıtlandığını düşünüyor ya da tam tersi eşiniz onun özgürlüğünü kısıtladığınızı dile getirip sizden uzaklaşıyorsa, Siz ya da eşiniz veya her ikinizde “Biz” dengesini doğru oturtamamış halen “Ben” merkezinde yaşıyorsanız, İlişkinizde bir tarafın baskın ve diğerinin kişiliğine zarar veren tutumları varsa, Evli, fakat artık evliliğiniz bir çift değil de, ev arkadaşlığına dönmüş ise, Duygusal uzaklaşmaların getirdiği sonuç sizi cinsellikte de uzaklaşma ve soğukluklar getirdi ise, Seanslara eşiniz ile katılabileceğiniz gibi çözüm odaklı tek başınıza da katılabilirsiniz. Yapılan çalışmalarda amaç çiftlerin birbirini daha iyi anlamasını sağlamak, uyumsuz davranış modellerini değiştirmek ve “ben” kavramları yerine “biz” ruhunu oturabilmektir.
EVLİLİK ÖNCESİ AİLE VE EVLİLİK DANIŞMANLIĞI
Bu devrede danışmanlık düzenleyici değil koruyucudur. Genelde çiftlerden birinin evlilik kararını almaktaki ciddi şüphelerinden kaynaklanır. Amaç;
Ömür boyu sürecek ilişkiyi mutlu ve sevgi dolu bir ilişki olarak inşa etmektir. Çifttin arasında yakınlığın oluşturulması( yeniden oluşturulması) ve devamlılığının sağlanması, Ömür boyu yakın ilişki için gerekli olan kabiliyetleri öğrenmeye çalışmaktır. EVLİLİĞİN BAŞINDA OLAN ÇİFTLER İÇİN, AİLE VE EVLİLİK DANIŞMANLIĞI
Evliliğin en önemli ve güçlü dönemi ilk yıllardır. Boşanmaların en fazla göründüğü yıllar da ilk yıllardır. Gelecekteki sorunların tohumları da bu yıllarda atılır. Eşlerin arasındaki farklılıklar, çiftlerin pes edip boşanmaya gitmelerine neden olur.
Aynı zamanda en az yardım alındığı zaman dilimidir. Çiftler kendi problemlerini kendi çözmeye çalışır, profesyonel yardım almaktan utanırlar. Bu danışmanlığın amacı;
Eşler arasında duygusal yakınlığı arttırmak Evliliğe olan bağlılıklarını güçlendirmek Doğru iletişim kurmalarını sağlamak Birbirlerinden istedikleri sağlıklı ilgi alakayı alabilmelerini sağlamak Çatışma, ödün verme, sınırlar koyma, güç savaşlarını kontrol edebilme yetisi edinme, Cinsel yakınlık oluşturma ve cinselliği her iki taraf içinde istenir hale getirebilme, Evliliklerine yapılan dışarıdan müdahalelere karşı nasıl bir duruş sergilemeliler belirleme Birbirlerinin gereksinimlerine nasıl cevap vermelerini öğrenirler, Evlilik sözleşmesi, evlilikle ilgili verilen sözler, beklentiler, ifade edilmemiş kararlardaki tutumlarını belirleme. KÜÇÜK ÇOCUK SAHİBİ ÇİFTLER İÇİN, AİLE VE EVLİLİK DANIŞMANLIĞI
Küçük çocukları olan çiftler yeni üyelerin katılımları ile yeni durum ve rollerine uyum sağlamaya çalışır. Bu yıllarda çiftlerin hayat kaliteleri ve evlilik tatminleri oldukça düşer. çocuk yetiştirmesinden tutun, iş ve özel zaman paylaşımına kadar bir çok konuda anlamazlığa düşerler. Çocuk sahibi olmak evliliğin bir çok yönünü etkiler, duygusallık, ilgi, yakınlık, cinsellik ve maddi meseleler sorun oluşturmaya başlar. Bu danışmanlığın amacı;
Yeni gelen fert ile birlikte evliliğe uyum sağlamanızı hedefler, Oluşan stresin yönetimini ve azaltılmasını sağlar, Evlilik bağınızı ve bağlılığınızı güçlendirir, İlişkiden beklentilerinizi sağlıklı bir şekilde ifade etmenizi ve sonuç bulmanızı sağlar, sevgi ve Cinsel yakınlığınızı yeniden elde edersiniz, Kayınvalide kayınpeder ilişkilerinizde doğru şekilde iletişim kurma ve yönetmeyi öğrenirsiniz, Boş vakit paylaşımlarını sağlıklı yaparsınız Kıskançlık, sadakatsizlik gibi sorunlarla nasıl başa çıkacağınızı öğrenirsiniz. Doğru iletişim tekniklerini öğrenip karşınızdakini anlamayı ve anlaşılmayı sağlarsınız. ERGEN ÇAĞINDA ÇOCUĞU OLAN ÇİFTLER İÇİN, AİLE VE EVLİLİK DANIŞMANLIĞI
Ergenlik döneminde çocukları olan çiftler özellikle pozisyon ve bilgi gücünü kullanarak çocuklarının davranışlarını etkilemişler ise, bu evrede güçlük yaşarlar. Bu danışmanlığın amacı;
Ailedeki saygı, hiyerarşi, bağlılık, sadakat gibi konuları konuşabilme doğru örnek teşkil etmeyi öğrenebilme, İletişim problemlerine çözüm getirme Kıskançlık ve dik başlılık ile başa çıkabilme
submitted by interaktifdnsmnlk to u/interaktifdnsmnlk [link] [comments]


Dogrusal İliski Grafikler Yorumlama gercek hayat problemleri 8. Sınıf Matematik DOĞRUSAL İLİŞKİLER (CANLI) EN YAKIN ARKADAŞIM ESKİ SEVGİLİMLE ÇIKIYOR!  İLİŞKİ ... Evlilik-Aşk-İlişki-Mutsuz Kadınlar -Ev İşlerine Yardım Etmeyen Erkekler Üzerine Keyifli Bir Sohbet En Çok Yaşanan İlişki Problemleri (İlişki Sorunları) Evlilik ve ilişki problemleri / Aret Vartanyan Erkeklerin bahaneleri neler? Aret Vartanyan'dan dinleyin

İlişki problemi türleri Zanzu

  1. Dogrusal İliski Grafikler Yorumlama gercek hayat problemleri
  2. 8. Sınıf Matematik DOĞRUSAL İLİŞKİLER (CANLI)
  3. EN YAKIN ARKADAŞIM ESKİ SEVGİLİMLE ÇIKIYOR! İLİŞKİ ...
  4. Evlilik-Aşk-İlişki-Mutsuz Kadınlar -Ev İşlerine Yardım Etmeyen Erkekler Üzerine Keyifli Bir Sohbet
  5. En Çok Yaşanan İlişki Problemleri (İlişki Sorunları)
  6. Evlilik ve ilişki problemleri / Aret Vartanyan
  7. Erkeklerin bahaneleri neler? Aret Vartanyan'dan dinleyin

Etiketler: İlişki sorunları, ilişki problemleri, en sık yaşanan ilişki sorunları Loading... Autoplay When autoplay is enabled, a suggested video will automatically play next. 8. Sınıf Matematik DOĞRUSAL İLİŞKİLER (CANLI)...*Kaynak:Soru Bankası Yayıncılık (SBM)*... Ortaokul matematikle ilgili tüm video dersler için kanalıma ABONE O... Hayatta Her Şey Var 15 Nisan 2020 / Aret Vartanyan - Duration: 1:34:48. Nur Viral'le Hayatta Her Şey Var 23,750 views Hayatta Her Şey Var programına konuk olan Kişisel Dönüşüm Uzmanı Aret Vartanyan, izleyicilerden gelen kadın ve erkek ilişkileriyle ilgili soruları cevapladı... Hayatta Her Şey Var ... Bu videoda Aile ve Çift Danışmanı Tuba Koçak ile evlilik, aşk , kadın erkek ilişkileri üzerine keyifli bir sohbet yaptık. Sonuna kadar izlemenizi tavsiye ederim. Kendisinin instagram ... PR & İşbirliği: [email protected] 👻 snapchat : mirazonal instagram : https://www.instagram.com/miraonall/ pinterest : https://tr.pinterest.com/miraonall spoti... Doğrusal İlişki ve Doğrusal Denklemler Konu Anlatımı Ortaokul matematik 8.Sınıf LGS konu anlatımı çözümlü örnekler test soruları video dersi Ücretsiz Abone O...